• USD Alış: 3.6521
  • USD Satış: 3.6667
  • Euro Alış: 4.2959
  • Euro Satış: 4.3131
Burcu Güneş ''Bir gün Grammy’i alacağım''

Burcu Güneş ''Bir gün Grammy’i alacağım''

16.08.2017 - 15:09:28 | C.Yazar

Bu ayki konuğumuz Türkiye’nin ‘billur’ sesli sanatçısı Burcu Güneş. Yaz sezonunda yeni albümünü sevenleriyle buluşturmak için gün sayan, sonbaharda türkü albümüyle gönülleri fethetmeye hazırlanan, İngilizce single için yurtdışında temaslarını sürdüren ve gelecek yıl kutlayacağı müzik kariyerinde 20. yıla özel sürprizler hazırlayan başarılı sanatçı, hayatına dair merak edilenleri ve gelecek planlarını Aktüel Yaşam’a anlattı.

Müzik endüstrisinin üstün başarı ödülünü almakta kararlı olduğunu söyleyen genç sanatçı, “Aramızda kalsın bir gün Grammy’i alacağım” dedi …
Müzik dünyasının en çok beğenilen kadın solistlerinden biri olarak, çeyrek asra yaklaşan kariyerinizi başarıyla sürdürüyorsunuz. Sizi daha yakından tanımak istiyoruz. Müzik serüveniniz nasıl başladı?
Müzisyen bir babanın kızıyım. Kaset ve plaklar oyuncaklarım olmuştu küçükken. Aynanın karşısına geçer, zamanın divalarını taklit eder, onlar gibi şarkı söylemeye, dans etmeye çalışırdım. Muktedir zaman ilerledi, babam Ali Güneş ile İzmir ve Antalya’nın büyük otellerinde, jazz kulüplerinde şarkılar söylemeye başladım. Hem repertuarımı genişletiyor hem de sahne deneyimi kazanıyordum. O zamanlar dinlemeye gelenler İngiliz veya Amerikalı zannediyordu beni. ‘Zenci Gırtlaklı Beyaz Kadın’ yakıştırması da o dönemden kalma bir tabir. İlerleyen süreçte sesimi daha çok kitleye duyurmam gerektiğini düşündüm. Dünyaca ünlü klasik piyanistimiz Burçin Buke ile hazırladığım demoları İstanbul’a Raks Müzik’e gönderdim. 1 hafta sonra Garo Mafyan aradı ve ‘Aradığım ses sensin’ dedi. Meğer bütün albüm şarkıları hazırmış, sadece o şarkıları söyleyebilecek bir ses arıyorlarmış.     

İlk albümünüzü yayınladığınız yıllarda “Hep seni sevdim” şarkısı büyük rağbet görüyordu. O yıllara dönecek olursak; o kadar büyük bir çıkış bekliyor muydunuz?
1998 yılında çıkan ‘Aşk Yarası’ adlı ilk albümümde Garo Mafyan, Volkan Şanda, Zeynep Talu, Seda Akay, Nino Varon gibi usta müzisyenlerle çalıştım. Haliyle onların tecrübesi ve müzikalitesiyle benim heyecanım ve isteğim birleşince kariyerime iyi bir başlangıç yapmama sebep olan bir albüm ortaya çıktı. Albüm, o dönem 400 bin adet satış rakamını geçmişti.

İlk günden bu yana tarzınızı değiştirmeden ve her daim en güzel eserlerle buluşturdunuz müzikseverleri. Kısa sürede tanındınız ve çok sevildiniz. Sizin müziğinizde farklı olan ne? İnsanlar sizde en çok neyi seviyor?
Sanırım samimiyetimi seviyor insanlar. Her zaman içime sinen, kalbime dokunan şarkıları söylemeyi önemsiyorum. Dinleyici ile o zaman daha sağlam bir köprü kuruluyor. İşimle gündemde olmayı, magazinsel bir tartışmada yer almamayı tercih eden biriyim. Sahte dostluklar, -mış gibi yapmalar ise hiç bana göre değil. Bu da dinleyicilere geçiyor diye düşünüyorum.

Ses renginiz muhteşem! Şarkıları sizin sesinizden dinlemek harika bir his. Siz kendi şarkılarınızı söylerken ne hissediyorsunuz?
Teşekkür ederim. Gökyüzüne resim yapıyormuşum gibi bir his bu. Renkli, coşkulu, hayali, hüzünlü ama sahici.

Radyoda veya girdiğiniz bir ortamda şarkılarınızın çalındığını duymak ne hissettiriyor?
Şarkılarımın sevilmesi, rağbet görmesi, dinleyici tarafından alkışlanması elbette mutlu ediyor. Kalbi notalarla atan bir müzisyen için başka bir yaşam kaynağı tanımıyorum.

Müzik kariyeriniz için belirlediğiniz en büyük hedefiniz ne?
Aramızda kalsın, bir gün Grammy alacağım.


Bocaladığınız zamanlar oldu mu? Umutsuzluğa kapıldığınız, “ya başaramazsam” diye düşündüğünüz dönemler…
Kendine ve yeteneğine güvenen bir insan başaramayacağından korkmaz aksine olayın daha çok üstüne gider. 19 yıllık profesyonel müzik kariyerimde zaman zaman canımın sıkıldığı, uzaklaşmak istediğim anlar olmadı değil.


Nasıl atlattınız o günleri?
Böyle durumlarda kendimle baş başa kaldım. Neyi isteyip istemediğimi, bu yolculuğumu kimlerle paylaşmam ve kimlerle yola devam etmem gerektiğini gözden geçirdim. Doğa her zaman şifa olur bana. Bazen sessizliğin sesine bıraktım kendimi, bir de sevenlerimin sevgisine. Sonra yaralarını sarıyorsun, daha güçlü oluyorsun.


Bir röportajınızda, çok istemenize rağmen konservatuvar okuyamadığınızı söylüyorsunuz. Bugün geldiğiniz noktadan baktığınızda, konservatuvarlı olmamanın yaşattığı bir eksiklik var mı?
Çocuk yaştan beri babamla sahnede olmak benim için konservatuar eğitimi gibiydi zaten. Bu yüzden hiçbir eksiklik hissetmiyorum. 18 yaşındayken İzmir 9 Eylül Devlet Konservatuarı Müdürü Prof. Dr. Müfit Bayraşa’dan şan, artikülasyon ve solfej dersleri aldım. O dönemler Müfit Hoca, sesimin her tarza yakışan bir tınısı olduğunu ve konservatuar eğitimi alarak ses rengimi bir tarza yöneltmemem gerektiğini söylemişti.

Her yeni albümden sonra uzun süre listelerin ilk sırasında yer alıyorsunuz. Şarkılarınız tüm kesimlerce seviliyor. Konserleriniz hınca hınç doluyor. Buna rağmen sizi televizyonda çok az görüyoruz. Özel bir sebebi var mı?
Televizyonda daha sık görünmeliyim derdim hiçbir zaman oldu. Kendimi daha rahat ifade edebileceğim programlar çok fazla yok. Olanların çoğuna da katılıyorum zaten. Yalnız ileride bir müzik yarışmasında jürilik yapmayı ya da içimdeki farklı Burcu’ları yansıtabileceğim bir program sunmayı isterim. Henüz göstermediğim deli dolu yanlarım, çok yönlü hallerim var.

 

Besteci ve söz yazarısınız. Nasıl bir ruh haliyle yazıyorsunuz? 
Bazen yaşadıklarımdan, bazen sokaktaki insanlardan, bazen kalbimin sesinden etkilenerek kaleme döküyorum sözleri. Bazen ise söz ve müziklerin rüyamda geldiği oluyor. ‘Gözlerinde Bıraktım Aşkı’ ve ‘Aşk Geçiyormuş İstanbul’dan’ adlı şarkılarım rüyamda ortaya çıkmıştı. Çok ruhevi şeyler bunlar, kurcalamamalı… 

Hep sevgi ve aşk dolu şarkılar yapıyorsunuz. Kırık kalplere hitap edecek, ‘atarlı’ şarkılar yapmayı düşündünüz mü hiç?
Kalbi attıracak şarkılar yapmayı düşündüm hep. Şarkılarda kullandığımız üslup, insanların yaşam biçimini etkiliyor. ‘Ne yersen osun’ diye bir söz vardır. Ben de ‘Ne dinlersen osun’ diyorum; çünkü insanlara sevgiyi, o gerçek aşkları, ayrılığın bile samimi olanını anlatmak gerektiğine inanıyorum.

Kış dönemini nasıl geçirdiniz? Yaz için yaptığınız hazırlıklardan bahseder misiniz?
Çalışarak, yeni şarkılar yaparak, stüdyoda koşturarak geçti. Bu ay içerisinde Eflatun imzalı bir single çalışmam olacak. Ardından bir cover bir de türkü albümüm dinleyicilerimle buluşacak. Ekipçe heyecanlıyız. Seneye ise 20. yılıma özel sürprizler yapacağım. Onun da çalışmalarına başladım. Aynı anda 4 proje hazırlayan tek kişiyim galiba.

Periscope’ta konser fikrine sıcak bakıyor musunuz?
İnternetin gücünü, yeni medyayı önemsiyorum. Teknolojinin hızına yetişmek mümkün olmasa da müziğimi duyurabileceğim her alanda olmaya çalışıyorum. İnternet üzerinden canlı konser fikri de her daim açık olduğum bir durum. Yakın bir tarihte bununla ilgili bir çalışmamız olabilir belki, kim bilir?

Müzik dünyasında sizin en çok beğendiğiniz, ilham aldığınız isimler kimler? Arabanızda kimlerin CD’si var?
Eskilerin değeri ve yeri ayrı da olsa Daft Pank, Coldplay, Maroon 5 gibi gruplar çok güzel bir enerji veriyor bana son yıllarda. Bruno Mars, Beyonce, Katy Perry klipleri ve showları da ilham veriyor.

Sık sık yurtdışına gidiyorsunuz. Orada yürüttüğünüz çalışmalar var mı? Bahseder misiniz?
Dünyaca ünlü müzisyenlerle çalışmış bir DJ ile İngilizce bir single hazırlayacağım. 6 Grammy ödülüne aday gösterilen bir sanatçının menajeri ile yakın bir tarihte görüşmek üzere Amerika’ya uçacağım. Detayların netleşmesini bekliyoruz.

Tarzınızla ilgili, hayranlarınızdan gelen farklı talepler var mı?
Daha hızlı şarkılar ve farklı türlerle değişiklik yapmamı istiyorlar. Son yıllarda ağırlık verdiğimiz akustik aşk şarkılarının yanısıra dinamik ve enerjik şarkılar dinlemek istediklerini ve Ay şahit dönemini özlediklerini söylüyorlar.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabınızdan, türkü albümünün hazırlıklarına başladığınızı duyurdunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Sosyal medya ekibimle bir anket yaptık. Sevenlerim benden en çok türkü dinlemeyi istiyormuş, bunu öğrendim. Bizim de aklımızda olan, projelendirmeyi düşündüğümüz bir fikirdi. Sevgili dostum, üstad Hasan Saltık’la yeniden bir araya geldik ve albüm için çalışmalara başladık. 


Albümde hangi eserler yer alacak?
Eserler sürpriz olsun ama Hasan Saltık prodüktörlüğünde; Engin Arslan, Sunay Özgür, Ender Akay gibi usta müzisyenlerle birlikte titizlikle hazırladığımı belirtmeliyim albümü.   

Türkü albümü ne zaman piyasaya çıkacak?
Eylül – Ekim ayını bulur sanıyorum.

Peki, türkü albümünün sonrasında farklı tarzlarda şarkılar dinleyecek miyiz sizden? Karadeniz müzikleri vs?
Jazz ve rock gibi farklı türlerden albüm yapmamı isteyen dinleyicilerim oluyor. Ben de ‘Fazla bekletmeyeyim, konserlere gelin dinleyin’ diyorum. Sahnede her tarzdan şarkılar söylüyorum çünkü. İleride diğer tarzları da projelendirebiliriz tabii, neden olmasın? 

Terör olayları bir sanatçı olarak sizi nasıl etkiliyor?
Terör; kapitalizmin yarattığı güce tapan, dünyadaki bütün insanların egolarını gizlice yöneten zengin lobilerinin yan ürünü. O insanları cahilliği ile kandırıp ayırımcılığa sürükleyip, silah satıp, diledikleri gibi yönlendiren büyük bir pazarın iğrenç oyunlarıdır terör. Eğer insansan ve yüreğin hala yaşıyorsa bunlara dayanamaz ve dua etmeye devam edersin. Yönelişin Allah'a olur. Bu dünyada olan biten her şeyin bir illüzyon olduğunu bir gün biteceğini ama masumların ahının, çektirilen tüm eziyet ve zulmün hesabının verileceği günün bekliyor olduğunu bilirsin. Asılan şu ki; özümüz her an onunla yaşamaya dönmemizi bekliyor, bu yüzden yine O'na teslimiyetle diyorum ki; aşk, sevgi, barış dışında bir dil tanımıyorum.

Sanat dünyasında çok fazla dostunuz var mı?
Dostluk, mühim bir kavramdır. Bir insanın az ama öz dostu olması gerektiğini düşünüyorum. Benim de sanat camiasından güvendiğim, dertleştiğim, önemsediğim ve değer verdiğim insanlar var. Fuat Güner, Nilüfer ve Nükhet Duru onların başında gelen isimler.     

Müzik dışında farklı bir uğraşınız; farklı yetenekleriniz var mı?
İyi dans ettiğimi söylerler. Hatta okul yıllarımda Michael Jackson’ın Moonwalk dansıyla bir yarışmada birinci olmuştum. Bir de mütevazı olmayacağım, iyi derecede makyaj yaparım.

Günlük hayatınız nasıl; rutinleriniz fazla mı?
Mesleğim gereği çok fazla rutin bir hayatım yok. Kendimle baş başa kalma fırsatı bulduğum zamanlar ise mutlaka spor yaparım. Kitap okur, kedimle ilgilenirim.

Hayvanları çok sevdiğinizi biliyoruz. Hatta evinizde kediniz de var. Bakımını üstlendiğiniz başka hayvanlar var mı?
Eski evimin bahçesinde annemle 30 kediye bakıyorduk. Yolda yaralı halde bulduğumuz kedi ve köpeklerin bakımlarını üstleniyor, tedavi ettiriyorduk. Sahiplendirene kadar da bahçemizde misafir ediyorduk. Nişantaşı’na taşınınca o kadar canlıyı misafir edebilecek bir alanım olmuyor ama hayvanlarla ilgili çalışmalarıma evvelden beri devam ediyorum.  

Hayvan sevginizi neye bağlıyorsunuz? Küçükken de böyle miydiniz?
Hayvanseverliğin sonradan kazanılabileceğini düşünmüyorum. Çocuk yaşta edinilen sevgi, ömür boyu devam ediyor. Annem ve babam da hayvanları çok severdi. Onlardan geçen bir bağ olarak görüyorum bu sevgiyi. Hayvanları sevmeyen, insan da sevmiyor. Sonrası malum, olumsuz örnek oluşturacak bireyler haline geliyor toplum. Bu yüzden ebeveynlere çocuklarını küçük yaşta hayvan sevgisi ile yetiştirmelerini tavsiye ediyorum.  Sevgisi özünde yeterince olan herkes, hayvan insan ayırt etmeden yaradılana huşu ve hayranlık duyarak sever…        

En çok neye para harcıyorsunuz?
İşime yatırım yapmayı seviyorum. Her zaman daha iyisini yapmayı hedeflediğim için işimden kazandığım parayı yine işime yatırıyorum. Onun dışında en çok parayı ayakkabılara yatırdığımı söyleyebilirim. Evde bir dükkân açacak kadar ayakkabım olduğunu söylesem, inanır mısınız?

Daha çok planlı mı yaşıyorsunuz, yoksa spontane mi?
Planlıyımdır. Yapılacaklar listem her zaman kafamda hazırdır. Planlı yaşamasan olmaz ama spontane olacak kadar da renkleri farketmek, hayatın içindeki doğal akışı ve farkındalığı arttırmak gerek.

Mutfakla aranız nasıl?
Yemek yapmak konusunda kendime güveniyorum, her ne kadar yoğunluktan dolayı mutfakta zaman geçiremesem de. Okuyucuların canını çektirmek istemem ama çok iyi yaprak sarması yaparım. 

Sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?
Çok… Ne yediğimi veya ne içtiğimi mutlaka araştırırım. Bilmediğim, güvenmediğim bir yiyeceği asla ağzıma sürmem. Daha çok protein ağırlıklı besleniyorum. Vitaminlerim çantamdan eksik olmaz.

Sosyal medyayı aktif kullanıyor musunuz?
Kullanmamak mümkün mü? Yeni çağı yakalamak gerekiyor. Sosyal medyada çok vakit geçirmiyor olsam da Instagram başta olmak üzere Facebook, Twitter ve Youtube’da sevenlerimle yeterince iletişim halindeyim.

Size ulaşan hayranlarınız genellikle ne soruyor/söylüyor?
Benjamin Button gibi olduğumu söylüyorlar! Yıllar geçtikçe daha da gençleştiğimi yazıyorlar. Üzgünüm çocuklar, yaşlanmaya hiç niyetim yok.

Sizinle ilgili gelişmeleri nereden takip edebiliriz?
Web sitem www.burcugunes.com’dan detaylara ulaşabilir, sosyal medyadan takipte kalabilirsiniz.

Son söz? 
Herkesi konserlere bekliyorum. İçimizi ısıtan kalpten şarkılar söyleyelim, el ele göz göze…Sizin de yolunuz ve yayım hayatınız daim olsun.

 

SORU-CEVAP

- En son okuduğunuz kitap? Kendinden Kaçarken Yakaladım Seni (Yazar: Dr. Ebru Nurluoğlu)
En son izlediğiniz film?
La La Land (Aşıklar Şehri)
- En sevdiğiniz yemek? Annemin yaptığı, sağlıklı tüm Ege yemekleri
- En sevdiğiniz şehir? -İzmir
Favori koku? (doğal) 
 Yasemin ve Nergis kokusu
- Favori koku? (parfüm) Dior Addict, Elixir des Merveilles, Coco Chanel Mademoiselle
Burcunuz? 
Aslan
- Tuttuğunuz takım? Artık takım tutmuyorum


NE ÇAĞRIŞTIRIYOR? – (tek kelimeyle karşılarına gelecek şekilde yazar mısınız?)
- Müzik – Benim
- Sahne – Evim
- Televizyon – Kafa dağıtma
- Seyirci- Saygı, sevgi, alkış
- Evlilik – Aile, paylaşmak
- Çocuk – Ömürlük sorumluluk projesi
- İzmir – Canım
- Para – İhtiyaç
- Aşk – Özüm
- Komedi – Kahkaha
- Sağlık – Öncelik
- Hayat – Nefes

 

YORUM YAZ