• USD Alış: 3.8363
  • USD Satış: 3.8517
  • Euro Alış: 4.5060
  • Euro Satış: 4.5241
MABEL MATİZ "EVİMDE YILLARDIR TV YOK"

MABEL MATİZ "EVİMDE YILLARDIR TV YOK"

09.09.2017 - 10:09:16 | G.Sever

Biz onu sahne ismi ‘Mabel Matiz’ ile tanıdık ve sevdik. Ses rengi, müziği, şarkı sözleri ve tarzıyla fark yaratan, milyonların gönlünde taht kurmayı başaran; ‘Avrupa’dan ithal’ sandığımız, aslen Mersinli Diş Hekimi Fatih Karaca … Müzik serüveni 2000’li yılların başında internete yüklediği demolarla başlayan, 2010 yılında piyasaya sürdüğü albümüyle büyük çıkış yakalayan Mabel Matiz, 4. albümünün stüdyo kayıtlarına devam ettiği şu günlerde, hayatına dair bilinmeyenleri konuştuk.

İşte Mabel Matiz ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj …




Türkiye; sesiyle, sözüyle, müziğiyle ve tarzıyla yepyeni bir sanatçı tanıdı. Mabel Matiz. Ya da az bilinen gerçek ismiyle Fatih Karaca.. Her şey nasıl başladı? Müzik hayatınıza nasıl girdi?
Mersin Erdemli doğumluyum. Çocukluğum orada geçti. Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliyim. Üniversite yıllarında amatör olarak müzik yapmaya başladım. 2008 yılında bir web sitesi üzerinden ilk şarkılarımı duyurdum. Böylelikle albüm süreci başladı.

Üniversitede hangi bölümü okudunuz?
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunuyum.

Peki mezun olduktan sonra hekimlik yaptınız mı?
Evet. Mezun olduktan sonra 2 yıl kadar hekimlik yaptım.

Hekimlikten tekrar müziğe yönelmeniz nasıl oldu? Buna ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Diş hekimliği yaptığım günlerde diğer yandan demolarımı internette yayınlıyordum. Bu demolar bir şekilde kulaktan kulağa yayıldı ve kısa süre içinde ses getirdi. Engin Akıncı’ya kadar gitmiş sonunda. Bir araya gelip albüm yapmaya karar verdik. Albüm kayıt süreci yoğunlaşınca da mesleği bırakmak durumunda kaldım. 2010 yılı yazıydı.

Tam da mesleğinizi elinize almışken; hekimliği bırakıp müziği seçme kararınızı aileniz nasıl karşıladı?
Tam da öyle oldu evet. Diş hekimliği yaparken birden bire radikal bir kararla müziğe yöneldim. Tabi başta herkes çok üzüldü.

Bu kararınızı kabullenmeleri kolay oldu mu?
Biraz zaman aldı tabi; bir süre fikrimi değiştirmeye çalıştılar. Ama inat ettim.



 

Maddi olarak da zorlandınız mı?
Evet. Maddi manevi yorucu günlerdi.

Büyük ve hayati bir karar olduğunun farkındaydınız ama değil mi?
Sanırım farkında değildim. O an canım onu istiyor diye onu yaptım. Üzerinden zaman geçtikten sonra fark ettim mevzunun büyüklüğünü. Çok şey yüklemişim kendime ve aileme.

Peki sonra, ‘bu iş tutmasaydı’ diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Aslında müziğe “tutup tutmayacak bir iş” olarak bakmadım hiç. Hep çok hevesliydim, anlatmak, konuşmak istiyordum müzikle. O yüzden de çalıştım, hayal ettim, sabrettim… İnsanlara geçmesini istedim. Geçmeseydi ne olurdu bilmiyorum. İnsan her zaman bir yolunu bulurmuş gibime geliyor.


Müziğiniz sevilmeseydi, yeniden diş hekimliğine döner miydiniz?
Tabi neden olmasın! Her şey olabilirdi o ihtimalde.




Stüdyoya girdiniz ve ilk albümüzün şarkılarını okudunuz. 2011 yılında müzikseverlerin karşısına çıktınız? İçinize sinen bir albüm müydü? Yoksa eksikleri var mıydı?
Yaparken çok heyecanlı ve hevesliydim elbette. İlk albüm ilk merhaba gibiydi. İstediğimiz şeyleri çaldık kaydettik. Ama üzerinden zaman geçtikçe o kayıtlardan uzaklaştım tabi. Yeniden çalıp söylemeyi istiyorum oradaki bazı şarkıları.

2 yıl sonra ‘Yaşım Çocuk’ albümüyle büyük bir çıkış yakaladınız. Yıldız Tilbe’nin ‘Aşk Yok Olmaktır’ şarkısına yeniden can verdiniz. Şarkının yeni düzenlemesi ve klibi çok beğenildi. Böylesine büyük bir şöhreti bekliyor muydunuz?
Yani insan hep bir şeyler hayal ediyor tabi ki. Ama benim öncelikli isteğim müziğimi yapmak, diyeceklerimi demekti. Bunun varacağı yere pek kafa yormuyordum sanırım.

Geçtiğimiz yıl yine müzikseverlerle buluşturduğunuz ‘Gök nerede’ albümü de çok sevildi. Her an televizyonda, radyoda, halka açık mekanlarda şarkılarınıza rastlamak mümkün. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?
Bilmiyorum gerçekten. Ben içimden geleni, geldiği gibi yapmaya gayret ediyorum. Tek bildiğim bu.

Müziğinizin tarzını nasıl nitelendiriyorsunuz?
Tanım yapmayı, kategorize etmeyi pek sevmiyorum. Müziğimin içinde her şey var. Pop, rock, Türk müziği, physcodelic, electronic, rembetiko ... Bütün bunların karışımı tarzımı oluşturuyor denebilir.




Bu güne dek yayınladığınız albümlerdeki neredeyse tüm şarkılar kendinize ait. Eserler isimleriyle de bir hayli ilginç.. Hepsinin bir hikayesi var mı?
Elbette. Bazıları birbiriyle bağlantılı hikayeler ve şarkılar.

Yeni eserlerin yanısıra başarılı cover’larla da büyük beğeni topluyorsunuz. Tamamen cover şarkılardan oluşan bir albüm hazırlama planınız var mı?
Şimdilik cover albüm proje düşünmüyorum. Yeni şeyler üretmek ve kendi şarkılarımı paylaşmak beni daha çok heyecanlandırıyor.

Müzik dışında farklı bir uğraşınız var mı?
Spor yapıyorum, kanaviçeyle ilgiliyim bir süredir. İlk aklıma gelenler..

Hedefleriniz açısından 2016 yılı nasıl geçti?
2016 ülke ve dünya şartları itibariyle hayli zorlu bir yol oldu hepimiz için. Yine de müziğimi dillendirmeye devam edebildiğim için şanslı hissediyorum.

‘Yeni yıla merhaba’ projesi var mı?
‘Fena Halde Bela’ adlı şarkımın remixlerinden oluşan bir maxi single yayınlanacak. Aralık sonu, Ocak başında çıkacak.



Bu projede kiminle çalıştınız?
Ah! Kosmos, Kaan Düzarat ve Serkan Alkan’la çalıştık.

Peki bir sonraki çalışma, yine albüm mü olacak; yoksa single yapmayı düşünüyor musunuz?
4. albümümün çalışmalarına başladım. Şuanda stüdyo aşamasındayız. Albüm çıkmadan önce bir şarkıyı önden yayınlama fikrim var evet, olabilir yani.

Müzik dünyasında sizin beğendiğiniz, yakından takip ettiğiniz isimler var mı?
Elbette. Kalben, Sıla, Göksel, Duman, Yasemin Mori, Adamlar.. İlk aklıma gelenler…

Son dönemde dikkatinizi çeken, severek dinlediğiniz müzikler hangisi?
Bon Iver’ın son albümünü sevdim. Elektronik şeylere kopuyorum biraz. Türk halk müziğini de seviyorum.

Aracınızda hangi şarkıcıların CD’leri var?
Aracım yok. 

Biraz da kliplerinizden bahsedelim. Tercih ettiğiniz konsept, giyiminiz ve mekanlar en az şarkılarınız kadar dikkat çekiyor. Bütün bunları neye göre seçiyorsunuz?
Beğendiğim arkadaşlarımla çalışıyor ve ortak bir konsept belirliyoruz. Mert (Yemenicioğlu) ile çok iyi anlaşıyorum.


 

Kendinize örnek aldığınız isimleri sorsak …
Birleştirici, kapsayıcı olan herkesi beğeniyor ve örnek alıyorum.Müziğiniz popüler kültürün bir parçası mı? Siz yaptığınız işi tam olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
Elbette parçası. Dönemin Türk Müziği için yönlendirici olmak istiyorum.

Televizyonla aranız nasıl? Ne sıklıkta izliyor ve hangi yapımları tercih ediyorsunuz?
Çok uzun yıllardır evimde televizyonum yok. Televizyonu pek sevmiyorum sanırım.

Sosyal medyayı aktif kullanıyor musunuz?
Evet sanırım. İnstagram, twitter özellikle.

Okuyor musunuz?
Ağır da olsa evet. 

En çok kimi veya ne tür eserler okuyorsunuz?
Şiir ağırlıklı okuyorum.

Konserlerinizde hayranlarınız şarkılarınızı hep bir ağızdan söylüyor. Bu kucaklaşma hali ne hissettiriyor?
Çok mutlu ve yüksek hissediyorum. Konserler, bu buluşmalar çok anlamlı ve özel gerçekten. Müziğimi insanlara ulaştırabildiğim için şanslıyım.

Kış döneminde neler yapacaksınız? Konser programları devam edecek mi?
Konserler devam ediyor. Aynı zamanda yeni albümü kaydediyor olacağım.

Sektörün geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dönemsel bir buhran yaşıyor. Sosyal mevzularla çok ilgili tabi. Değişeceğine inanıyorum.

Ülkemizin son dönemde yaşadığı sorunlar sizi nasıl etkiledi?
Endişeleniyor insan tabi. Bu enerji de her şeye yansıyor.

Bu süreçte konserlerinize ve çalışmalarınıza ara verdiniz mi?
Bazı zamanlarda evet. Ama mümkün olduğunca devam etmeye çalışıyoruz konserlere. Bu buluşmalar moral anlamda çok önemli.




Korsan hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dijital platformların yaygınlaşmasıyla beraber insanlar buralardan dinlemeye başladı müziği. Korsan eskisi kadar dev bir sorun değil bence artık; ancak dijital havuzlardan sanatçıya ve üreticiye kalan pay çok komik. Oralarda dağıtım hak hukuk gibi konularda kesinlikle adaletsizlik var.

Telif haklarınızı ne şekilde koruyorsunuz?
Bir edisyon şirketiyle çalışıyorum ve bağlı olduğum iki ayrı müzik birliği var. Yine de Türkiye’de telif mevzunun tam oturmadığını, sanatçının yeterince korunmadığını düşünüyorum.

Çok fazla tv programlarında rastlamıyoruz size. Öte yandan youtube’da şarkılarınız, klipleriniz, akustik çalışmalarınız milyonlarca kez izleniyor. Bunun bir karşılığı olarak insanlar sizi daha fazla görmek istiyor olabilir mi?
Evet olabilirler. Anlıyorum da bunu; ama televizyonla aram pek iyi değil. Belki bunu aşmam gerek biraz. Belki de gerekmiyor bilmiyorum.

Doğup büyüdüğünüz şehrin ortamı ve kültürü, sanatınızı nasıl etkiledi?
Doğa içinde, toprak insanıyla büyüdüm. Bağlar bahçeler hayvanlarla çevriliydim. Doğada büyümek çok büyük şans. Dünyanın özüne dokunmak gibi bir şey. Hayata bakışımı ve genel tavrımı olumlu etkilediğini, çok şey öğrettiğini düşünüyorum.

Doğup büyüdüğünüz küçük bir kasabadan doktorluk okumak için çıktınız ve albüm çıkardınız. O kasabanın insanları bu gelişmeyi nasıl karşıladı?
Önce endişeyle. Sonra ise büyük mutluluk ve gururla.

Sizinle ilgili haberleri, konser programlarını ve katıldığınız diğer etkinlikleri nereden takip 
edebiliriz?
Facebook, twitter ve instagram sayfalarımdan.



 

YORUM YAZ